Efsane Olmuş Abur Cuburlar

     

Amacı çocuklara araba markalarını tanıtmak olan, içinden araba resimleri çıkan, yine içindekileri biriktirenlere tişört hediye eden kent marka şakız.

90’lar çocuklarının en büyük avantajlarından biri, bir markete, bir bakkala girdiklerinde önceki nesillere oranla akıl almaz bir ürün çeşitliliğine sahip olmalarıydı. Özellikle teknolojinin ucuzlamasıyla, en son 90’lar çocuklarının gördüğü sokakta oyun oynama geleneği neredeyse sona erdi. Artık çocuklar daha çok bilgisayar oyunlarını ve internet üzerinden sosyalleşmeyi tercih ediyorlar. 90’lı yılların her şeyi ayrı güzel olduğu gibi, abur cuburları da bir o kadar güzeldi. O dönemde daha süpermarketler yaygınlaşmamış, çocuklar bakkallarla haşır neşirdi. Kimisi çaktırmadan “veresiye defteri”ni çalar bakkala bir şeyler yazdırır, kimisi tüm harçlığını bakkala yedirirdi. Kısacası o dönemde bakkallar köşeyi dönmüştü.





Bir dönem commodore 64 dağıtmasıyla ünlenen, peynirlisi kırmızı, fıstıklısı yeşil pakette satılan o dönemin milli çerezi. Şimdilerde çıkarılsa, koli koli alacak olanı bile vardır. Not: kakaolusu vardı, bir daha kakaolu çerez görmedik. Fenomendi.



Ucuz ve lezzetli olan, fiyat ve performans kıyasında 5 üzerinden 6 alan, küçük boyutlusuna cimi adı verilmiş, çikolata kaplamalı meyveli çubuk .



Tarihte “göz yaşartıcı” sloganlı tek sakız olma ünvânını taşıyan, sitrik asitin köklendiği sakız.




Sloganı “Önce hüplet, sonra gümlet!” olan, çocukluk yıllarında içecek şişelerinin patlatılmasına yol açan, tasarımının yardımıyla tüm kutuyu hüpletebildiğiniz, reklam müziğini dillere dolayan efsanevi içecek. Hala satılıyor olmasıysa ayrı bir nimettir.



Çocukluk yıllarının leziz cipslerinden. Şimdilerde bulunması imkansızdır çünkü zamanında Doritos tarafından satın alınmış, şekli ve sosu değişmiştir.



Ağzınızda patlayan, oradan oraya zıplayan ağzınızın içini adeta bir festival alanına çeviren şeker. Otobüste ve benzeri yerlerde yediğinizde yanınızdaki insanın size tip tip bakıp, çıtır çıtır seslerin nereden geldiğini anlamaya çalıştığı, küçükken insanın ağzının patlamasından dahi korkabileceği, hala bu diyarlarda varlığını sürdüren nadir şekerlemelerdendir.




Leblebi tozuyla el ele verip bu diyarları terk eden küçücük draje sakız. Dönemin ağızda kaybolan sakızlarından. Tabi o zamanlar kimse sakızın ağızda kaybolmamasını dert etmiyordu, sonraları atıldı ortaya kaybolmayan sakızlar. Bir tanesini atsanız tadı geçer, kendisi kaybolurdu ağzınızda. Paketin hepsini ağzınıza boşaltmak isterdiniz ama kıyamazdınız. İşte böyle garip duygular yaşatırdı insana.




Çocukluk yıllarının  efsane şekerlerinden. O düdük sesini çıkarmak için çocuklarının deyim yerindeyse bi yerlerini yırttığı zalım şeker. Parayı veren, düdüğü de çalıyordu haliyle.



Çocukken bu çikolataları yemeden önce kendini zengin hissetmeyenimiz yoktur. Belki çok iyi bir pazarlama stratejisiydi, hepimiz bolca bu çikolatalardan yedik. Ama iyi ki de yapmışlar, yoksa bu kadar altını nereden bulacaktık ? Açarken çikolata biraz mahvolsa da, o kadar altınımız olmasını sağladığın için bile hiç unutulmayacaksın altın çikolata..




Paketinde 8 adet bisküvi bulunduran Taç kraker, çocuklar arasında farklı yenme yöntemleriyle adını duyurmuştu. Bol tuzlu bu bisküvileri param parça edip kaşıklayarak yiyende bir hayli çoktu.




Yerken dişe yapışan, eriyene kadar çıkmayan, tofita’nın atası şekerleme. Hala bazı market ve bakkalarda satıldığı görülür ve avuçla satın alınır. Çocukluk yıllarının vişne, portakal ve çilek aromasıyla unutulmaz lezzetidir.





İçerisinde Tipitip’in karısı Tipitoş’la maceralarının anlatıldığı küçük  çizimler bulunan mini çizgi roman serisi niteliğinde sakız. Ha birde içindeki çizimleri biriktirip gönderince tişört veriyorlardı bir dönem..


ETİKETLER: eskişehir, tombi, sulugöz, doksanlar

YORUMLAR