Eskişehir Denilince Akla Gelen 7 Güzellik

     

Onlar olmasa Eskişehir olur muydu? Eskişehir olmasa onlar olur muydu? Biz emin olamadık...


Tabi ki ilk sırada EFSANE var... Siyah - Kırmızı!




Porsuk Çayı

O bizim her şeyimiz...




Çibörek




Şehrimizle özdeşleşmiş biricik böreğimizdir. Türkiye'de pek çok bölgede yapılır ve tüketilir ancak Eskişehir'deki Çibörek'in lezzetine ulaşmanız pekte kolay değildir. Eskişehir'e gelenin bu lezzetle kendisini şımartmadan şehirden ayrılmaması gerekir.


Kalabak Suyu




Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün ileri görüşlülüğünün bir eseridir kendisi...
Cumhuriyetin ilanından sonra, yaptığı seyahatlerde Eskişehir’den sık sık geçen Mustafa Kemal Atatürk, aşağı mahallede bulunan tren garında mola verir. Bu mola, biricik Kalabak suyumuzun 1936'dan günümüze kadar Eskişehir'in vazgeçilmezi olmasına sebep olacaktır. Bir bardak su isteyen Atatürk’e testide soğutulmuş termal suyu sunulur. Değişik bir tadı olan su, Atatürk’ün hoşuna gitmez ve derhal Eskişehir'in içme suyu konusunda detaylı bilgi ister ve sorunun çözülmesini ister.

Türkmen Dağı’nın kuzey yamacında Kalabak Köyü yakınlarındaki kaynaklardan memba suyu bulunur. Şehre giren tahıl ürünleri, kesim hayvanları üzerinden alınan rüsum ile şehrin zenginlerinden toplanan bağışlarla isale hattı ve deponun finansmanı sağlanır. Hattın geçtiği bölgede yaşayan köy halkı ile birlikte çalışılır, kazılar elle yapılır, tamamen insan gücüyle orman geçilir, 45 kilometreye yakın bir hat inşa edilir. Uzun bir çaba ve zorlu bir çalışma sonucu 1936 yılında Kalabak Suyu 10 cm çapında pik döküm borularla Eskişehir’e ulaştırılır.


Met Helvası



Yine Eskişehir'e özgü bir lezzettir. İsmine oldukça enteresan bir şekilde kavuşmuştur kendisi. Şöyle ki adını çubuk (met) ve aşık kemiğiyle oynanan bir oyundan alır. Damağınızda pişmaniye yemişsiniz gibi bir his bıraksa da değildir. O özgün bir lezzettir. Ayrıca az önceki isim hikayesine paralel olarak met oyunu sonucunda oyunu kaybeden tarafın uzun kış gecelerinde helva çekmesiyle oluşan bir geleneğin ürünüdür. Met'inde hikayesi enteresan...


Lületaşı




300 Yıllık bir tarihe tanıklık etmiştir kendisi. Viyana kuşatmasında yeniçeriler tarafından Avusturyalı'lara tanıtılmıştır. Tebeşiri andıran bu madde bildiğimiz taştan çok daha hafif ve yumuşak. Bu özellik onu kolay işlenilebilir ve biçimlendirilebilir yapıyor. Ancak hava ile temas etmesi durumunda sertleşip giderek işlenmesi zor hale geliyor. Bu arada beyaz altın ismini veren beyaz rengi dışında sarımtırak, gri ya da kırmızımsı renkleri de olduğunu söyleyelim.


Bor Madeni 




Karakteristiki özelliği doğada serbest bir element olarak değil, tuz şeklinde bulunmasıdır. Dünya toplam bor rezervi sıralamasında Türkiye % 72’lik pay ile ilk sıradadır ve buna en büyük katkıyı Kırka yapmaktadır.
Bitkiler gibi insanlarda gelişimlerini sağlamak için bor oksitlere ihtiyaç duyarlar. Bor oksitlerini günlük hayatta yaşamımız için oldukça önemlidir.


Her gün kullandığımız birçok ürün içinde de şaşırtıcı katkıları vardır kendisinin.
Saymaya kalksak mesela; uzay ve hava araçları, nükleer uygulamalar, askeri araçlar, yakıtlar, elektronik ve iletişim sektörü, tarım, cam sanayi, kimya ve deterjan sektörü, seramik ve polimerik malzemeler, nanoteknolojiler, otomotiv ve enerji sektörü, metalürji ve inşaat gibi pek çok alanda kullanılıyor.

Evet bayaa çok!



Osman Ünal

ETİKETLER: eskişehir, kalabak suyu, çibörek, eskişehirspor, met helvası

YORUMLAR


EskisehirMedia