Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu, 9 Nisan 2025 tarihinde gerçekleştirilecek Alpagut-Atalan Altın Madeni Ocağı İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısı öncesinde basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, Eskişehir’deki mevcut ve planlanan maden ocakları hakkında bilgiler verildi. TEMA Vakfı Kıdemli Savunuculuk Koordinatörü Onur Küçük, Eskişehir'deki maden projelerinin çevresel etkileri konusunda açıklamalarda bulundu.
Alpagut-Atalan’a yapılması planlanan açık ocak altın madeni projesinin, 1800 hektarlık bir alanı kapsadığı ve bu alanın 2500 futbol sahası büyüklüğünde olduğu belirtildi. Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna göre, projenin fiili faaliyet alanı ise 500 hektar olacak. Küçük, projelerin Eskişehir'deki 9 mahalleden daha büyük bir alanı kapsadığını vurguladı.
TEMA Vakfı Kıdemli Savunuculuk Koordinatörü Onur Küçük, ÇED raporunda yer alan verilere de dikkat çekerek şunları söyledi:
"ÇED raporuna göre, burada her gün bir kez patlatma yapılacak. Proje kapsamında yılda 12 milyon ton kayaç çıkarılacak ve şirket, 10 yıl boyunca toplam 120 milyon ton kayaç çıkarılacağını taahhüt ediyor. Bu, oldukça büyük bir miktar. Çıkarılacak kayaçların 6 milyon tonu 'pasa', yani içinde değerli bir şey bulunmayan atık, diğer 6 milyon tonu ise 'cevher' olarak tanımlanıyor; altın, gümüş ve diğer metaller içeriyor. Bu cevherler, yığın liç sahasında serilecek.
Burada odaklanmamız gereken önemli bir husus var: Bu 6 milyon ton cevher her yıl basamaklar halinde serilecek ve üzerine siyanür damlatılacak. Bu işlem, siyanürün su ile birlikte uygulanmasıyla gerçekleştirilecek. İlk yıl serilecek, sonra ikinci yıl, üçüncü yıl... Bu süreç 10 yıl boyunca devam edecek. Yani 10 yıl boyunca burada siyanürleme işlemi yapılacak. Alt kısma yerleştirilen drenaj sistemi sayesinde çözülen cevher toplanacak ve işlenecek. Bu su da devir daim yapılacak. Tüm süreç açık havada gerçekleşecek. Yani bu, bizim için sadece bir madencilik projesi değil. Çünkü her şey açıkta: ocak, pasa depolama alanı, yığın liç sahası. Tüm kimyasallar doğrudan hava ve suyla temas ediyor. Sürekli bir atık oluşacak ve toprak kalitesi her geçen gün düşecek."
Küçük, projenin çevresel etkilerine dikkat çekmeye devam etti:
"Projenin birçok olumsuz etkisi olacak. Orman alanları tahrip edilecek. İklim kriziyle mücadele ettiğimiz bu dönemde, ormanların zarar görmesi sadece karbon tutumu açısından değil, su kaynaklarının sürdürülebilirliği açısından da büyük bir sorun teşkil ediyor. Bölgedeki endemik türler, yaban hayatı ve çok çeşitli bitkiler de bu durumdan olumsuz etkilenecek. Ancak en büyük sorunlardan biri su. Siyanür, suyla birlikte uygulanmak zorunda."
Küçük, şirketin su kullanımıyla ilgili açıklamalarını da eleştirdi:
"Şirket, tesis tam kapasiteye ulaştığında yıllık 9.4 milyon ton su tüketeceğini belirtiyor. Bu çok büyük bir rakam. Bir örnek vermek gerekirse, Çanakkale’de yürüttüğümüz bir davada, 4.1 milyon tonluk yıllık su kullanımı için bilim insanları 'bu çok büyük bir rakam' demişti. Burada ise bunun iki katından fazla su kullanılacak. Peki, bu su nereden alınacak? Şirket net bir bilgi vermiyor. 'İstersem Sakarya Nehri’nden alırım, istersem kuyulardan, istersem Tarımsal Sulama Yönetimi’nden' gibi belirsiz ifadeler kullanılıyor."