Eskişehir Hacıbektaş-i Veli Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı Muhsin Ilgın Sivas Katliamıyla ilgili açıklama gerçekleştirdi ve cem evinde yapılan açıklama sonrası kortej halinde Hasan Polatkan Kültür Merkezi'ne yürüyüş yapıldı.
Eskişehir Hacıbektaş-i Veli Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı Muhsin Ilgın Sivas Katliamıyla ilgili açıklamalarda bulundu:
Sevgili Eskişehir’in çağdaş, demokratik, laik, eşit yurttaş hakları ve yaşanabilir bir ülke isteyen sivil toplum örgütlerimiz, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Hacı Bektaş Veli Dernek üyelerimiz, canlarımız ve basın emekçileri Sivas katliamını unutturmamak adına yapacağımız basın açıklamamıza hoş geldiniz….
Bilindiği üzere Pir Sultan Abdal bir pir, bir alevi dervişi, Anadolu Kültürünün ürünü, dilimizin ve Türk halk edebiyatının övüncü, bir halk şairi en önemlisi de halka karşı yapılan haksızlığa başkaldırının simgesidir…
Bundan tam 30 yıl önce Sivas’ta yobaz, gerici ve din düşmanı vatan hainleri tarafından, Pir Sultan Abdal Kültür etkinliklerine katılmak için giden çoğunluğu Alevi 33 yazar, ozan, düşünür ile emekçi 2 otel çalışanı; Madımak Otelinde canice yakılarak hayatlarını kaybetmişlerdir.
Bu canlarımızın isimlerini burada tekrar anmak gerekirse;
Muhlis Akarsu, Muhibe Akarsu, Gülender Akça, Sehergül Ateş, Metin Altıok, Mehmet Atay, Behçet Aysan, Erdal Ayrancı, Asım Bezirci, Belkıs Çakır, Serpil Canik, Muammer Çiçek, Nesimi Çimen, Serkan Doğan, Hasret Gültekin, Murat Gündüz, Gülsüm Karababa, Uğur Kaynar, Asaf Koçak, Koray Kaya, Menekşe Kaya, Handan Metin, Sait Metin, Huriye Özkan, Yeşim Özkan, Ahmet Öztürk, Ahmet Özyurt, Nurcan Şahin, Özlem Şahin, Yasemin Sivri, Asuman Sivri, Edibe Sulari, İnci Türk, Kenan Yılmaz, Carina Cuanna, saygıyla anıyoruz.
Sivas Katliamının başlangıcı, 2 Temmuz günü Cuma namazının ardından etkinliklerin yapıldığı kültür merkezinin önüne bir yürüyüş ile başlamıştır. Burada atılan sloganların başında "Sivas laiklere mezar olacak" gelmektedir. Diğer taraftan saldırgan grubun bir kısmı ise yeni dikilen "Halk Ozanları" heykelini yıkmıştır.
20. yüzyılın medeni değerlerden uzak Atatürk düşmanı Caniler Madımak Oteli'ne yönelmiş ve içlerinden bir grup otelin yakılmasını sağlamış diğer çoğunluk ise bunu tetiklemiştir.
2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Otelinde aydınlarımız, sanatçılarımız, gençlerimiz kısaca en değerli 35 canımız insanlık, kültür, sanat, cumhuriyet düşmanı yobazlar tarafından yakılarak katledilirken; ülkemizin aydınlığı söndürülmüş ve tüm toplum karanlıkların içine sürüklenmiştir.
Bu olay üzerine kimse doğruyu açıkça konuşmamış, ülkenin geleceği adına öz eleştiri yapmamış buna karşın suç ve suçluyu yakanlarda değil yakılanlarda aramışlardır.
Öyle ki; Karamollaoğlu katıldığı programda Sivas'la ilgili bir soru üzerine;
"…….Katliam olarak vasıflandırmadım. Bu üzücü bir hadisedir. Bu, hakikaten çok acı olarak tarif edilir. Ancak; katliam demek kasıtlı olarak ben bu insanları öldürmek için şunu yaptım denirse olur. Onun adı katliam olur. Ama orada bir hadise meydana gelmiş; oteldeki perdeler yakılmış, arabalar yakılmış. Arkasında da ateş bacayı sarmış. İçerideki insanlar da benim hala anlayamadığım, pencereleri açmadıklarından dolayı insanlar ölmüş…." demiştir.
Tansu Çiller ise; "….Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir…." demiştir.
Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise "…Olay münferittir. Ağır tahrik var. Bu tahrik sonucu halk galeyana gelmiş... Güvenlik kuvvetleri ellerinden geleni yapmışlardır... Karşılıklı gruplar arasında çatışma yoktur. Bir otelin yakılmasından dolayı can kaybı vardır…." demiştir.
Bunun yanısıra İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu ise "…Aziz Nesin'in halkın inançlarına karşı bilinen tahrikleriyle halk galeyana gelerek tepki göstermiştir…." sözleriyle Aziz Nesini hedef göstermiştir.
Bunlar bizlere gösteriyor ki; dönemi hükümeti ve onun gibi düşünenler bu olayı toplumsal ve örgütsel değil bireysel bir suç olarak kabul etmişlerdir.
Böyle düşündükleri için dava sürecinde faillerin görüntüleri sabit olmasına karşın dava dosyasının incelenmesini yıllarca DGM, Yargıtay ve Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi arasında bilinmezliğe ve zaman aşımına bırakmışlardır.
Diğer taraftan; Savcılar Ankara 1 Nolu DGM'ye sunulan iddianamede olayların nedeni olarak "şenliklere katılanlar" gösterilmiş, Aziz Nesin'in varlığı "eylemin hazırlayıcı sebepleri" arasında sayılmıştır.
Öyle ki; iddianamede "……Hele hele Aziz Nesin'in İslam Dini‘ne karşı tutum ve davranışları ve açıklamaları, kapalı bir salonda düzenlenen toplantıda terör örgütü militanları için saygı duruşunda bulunulması, eylemin hazırlayıcı nedenleri arasında sayılabilir…." ifadeleri yer almaktadır. Ayrıca dönemin DGM Başsavcısı Nusret Demiral dava henüz sonuçlanmadan, "…Olayda örgüt yok, tahrik var…." açıklaması yapmıştır.
Bu olayda HAK, HUKUK ve ADALET yok sayılmıştır.
O gün Madımak’ta yakılan cehennem ateşi, hepimizin yüreğinde hala yanmaktadır. İnsan olan ve insani değerler taşıyan hiç vicdanlı kimse insanların diri diri yakılmasını kabul edemez veya etmemelidir.
Madımak ateşinde yanan aslında Hacı Bektaş-ı Veli’nin hoşgörüsü, Yunus Emre’nin Sevgisi, Büyük kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk’ün demokratik, sosyal hukuk ve en önemlisi de laik devlet anlayışıdır.
Şu bilinmelidir ki; bu düşünceye sahip olan ve bunu destekleyen kitlelerin asıl amacı, Atatürk’ün aydınlık Türkiye’sini ortaçağ karanlığına götürmek, özgür düşünceyi yok etmek, toplumumuzun akıl ve bilimle yönetilmesini önlemektir.
Sivas’la birlikte Maraş, Çorum Katliamlarını da unutmadığımızı ve unutturmayacağımızı belirtmek istiyoruz. Bu olayda canlarını yitiren canlarımızı saygıyla anıyor, Allahtan rahmetler diliyoruz.
GERİCİLİĞE KARŞI TOPLUMU UYARIYORUZ!!!!
Ülkemizin en birincil meselesi gericilik ve siyasal İslam olduğunu hatırlatıyor, içinde bulunduğumuz çağdaş, laik ve aydın toplumuz adına hükümetten toplumun huzur ve barışını bozacak din görünümlü gerici faaliyetlerin önüne geçmesini talep ediyoruz.
Hükümetin toplum içerisindeki halkların eşitliği adına uygulamalarında inanç ile ideolojiyi birbirinden ayrı tutarak laik bir sistem çerçevesinde davranması, tüm toplumun yararına olacaktır.
Her zaman aydınlık Atatürk Türkiye’sinde laiklikten, demokrasiden ve insan haklarından yana olacağımızı ve her türlü mücadeleyi vereceğimizi kamuoyuna duyururuz.
Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.