Muammer Tün, geçmişte yaşanan Maraş depreminin afet göçüne dair yoğun bir deneyim sunduğunu ve bu sorunların hala devam ettiğini belirtti. Özellikle İstanbul ve Bursa gibi büyük şehirlerde meydana gelebilecek depremlerde, Eskişehir ilinin afet göçüne maruz kalabileceğini dile getirdi. Bu bağlamda, İstanbul, Bursa ve çevresinden gelebilecek büyük bir nüfusu ağırlama sorumluluğu altında olduklarını ve geçici barınma, beslenme gibi ihtiyaçları karşılamak zorunda olduklarını ifade etti.

Eskişehir’e kaç bin kişi ya da kaç yüz bin kişi veya kaç milyon kişi gelecek…
“Afet göçü dediğimiz bir olay var nitekim biz bunu Maraş depreminde yoğun bir şekilde yaşadık biliyorsunuz halen onun sorunları devam ediyor. Şimdi İstanbul depreminde Eskişehir’e afet göçünden kaynaklı geçici barınma ve beslenme hizmetlerini vermekle yükümlü olduğumuzu düşünelim ki yükümlü olacağız. Eskişehir’e kaç bin kişi ya da kaç yüz bin kişi veya kaç milyon kişi gelecek… İstanbul, Bursa ya da yakın illerden. Bunun sorusuna cevap bulduktan sonra temsili olarak söyleyelim 1 milyon kişi… Bu 1 milyon kişi ki en ideal koşullarda tahliye edilebildiğini düşünelim İstanbul’dan, Bursa’dan Kocaeli’nden bu kişiler sağlıklı ya da yaralı tahliye edildi diyelim. Hastanelerimize yerleştirildiler, hastaneler doldu sahra hastanesi kurduğumuzu düşünelim, geçici barınma hizmeti verilecek çadırlar kurduğumuzu düşünelim. 1 milyon kişiyi nereye yerleştiriyoruz, nasıl yerleştireceğiz… Bu geçici barınma ve beslenme alanlarının yerleri, alt yapıları hazır mı? Eskişehir bunlara hazırlanmalı. Eskişehir olarak temsili söyledik.. O 1 milyon kişinin geçici barınma ve beslenme için bugünden konuşmamız gerekiyor. İl olarak bu konuyu önemsememiz gerekiyor. Eskişehir’in İstanbul’da hangi bölgeden sorumlu olduğunu mesela Büyükçekmece ilçesi mi? Avcılar ilçesi mi? Bunları bugünden bilip koordine olmak önemli. Biz Eskişehir ili olarak bize Büyükçekmece ve Avcılardan tahliyeler gerçekleşecek”
42 derece hava sıcaklığında deprem olursa koku, salgın hastalık ve baş edilemeyecek
“Yeni kararname sürecinde İstanbul’da 39 ilçeye koordinatör vali atandı biliyorsunuz. Bu risk yönetimi aşamasının önemli eylemlerinden biri. Ortada daha kriz, afet yok bu aşamada koordinatör valilerin belirli olması önemli. Bunun olması ne demek sorusuna gelirsek… Büyükçekmece ve Avcılardan Eskişehir sorumlu olacaksa buradaki ilçe koordinatör valileri ve Eskişehir’deki vali koordineli bir şekilde tahliyesini sağlayarak geçici barınma ve beslenme hizmetlerini senaryo dahilinde gerçekçi senaryolarla bugün tatbikatlarını yapmamız gerekli. Eskişehir’deki yapı stokundan da bahsettik hem Eskişehir’de yıkılan binalar ile ilgilenirken arama kurtarma enkaz kaldırma eğer gerçekleştiyse defin hizmetleri bunları biz il olarak bu müdahaleyi gerçekleştirecek kapasiteye sahibiz ama bunun dışında ciddi sorunlarımız olacak hepsini ele alıp bugünden bütünleşip bu sorunları adım adım gerçekçi senaryolarla tatbikatlar yapmamız lazım. Belki bu senaryoların sayısının 6 ya da 4 çıkması lazım. Kışın, yazın örneğin 42 derecede bu tatbikatı yapalım. Kışında -13 te yapalım. Biz Elbistan’a gittiğimizde 2,3 gün içecek su bulamadık. Nedeni gelen içecek sularının donuyor olmasıydı. Nerede eriteceğiz o buzu, elektrik yok, ocak yok. Arabaların içine koyuyorduk ve onları içtik ya da insanlar kar suyunu ateş yakıp eritti. Mevcut hava koşulları da çok önemli… En korktuğum senaryolardan birisi bunun 42 derece hava sıcaklığında bu afetin olması. Koku, salgın hastalık ve baş edilemeyecek bakterilerin üremesi… Halk sağlığı çalışanlarımız daha net cevaplar bulabilirler konu o kadar bütünleşik ki… Bunları bugünden tartışmamız gerekiyor 42 derecede gerçekleşmiş afetle -20 derecede gerçekleşmiş bir afetin etkileri çok çok farklı olacak. Belki çok acı bunu söylemek ama Elbistan’da –20 derecelerdeki avantajımız şu oldu kaybettiğimiz insanlar, dışarısı artık soğuk hava deposu gibiydi zaten. Bakteri üremesi, koku gibi durumlar gerçekleşmedi ama yazın olduğunda bunlarla baş edebilecek miyiz ?  Bunlara çözümler bulmamız gerekiyor.
Bu çaresizlikler daha ciddi sosyolojik, psikolojik etkilere dönüşebilir
“Gerekirse soğuk hava depolarına ihtiyaç duyacağız bu durumda çünkü defin hizmetleri hemen gerçekleşmeyecek. Defin hizmeti olana kadar maalesef vefat etmiş insanları soğuk hava depolarında tutmamız gerekecek . Ben maalesef 1999 depremini Kocaeli depremini hatırlıyorum. Orada yeni bir buz pateni tesisi yapılmıştı birçok vefat eden kişi oradaki buz patenine tahliyesi yapılarak bu süreç geçirildi.  Bunları konuşmak gerekiyor eğer konuşmazsak baş edemeyeceğimiz sorunlar yaşarız. Bu çaresizlikler daha ciddi sosyolojik, psikolojik etkilere dönüşebilir.  Elbistan depremine gittiğimizde Eskişehir Milletvekillerimizden biriyle karşılaştık orada insan manevi güçte arıyor ama oradan döndükten sonra o milletvekilimizle hiç karşılaşmadık. Bizlerin milletvekili onlar… O  vekilimizden beklerdim “ sayın hocam o bölgede bizden sonrada bölgede bulundunuz biz aynı şehrin insanıyız… sağ döndünüz mü?” belki öğrenmiştir sağ döndüğümüzü bunları istişare etmemiz lazım. Milleti temsil eden yüce meclisimizin insanları. Bunlar bu konuları gündeme taşımalı bizler bilimsel araçlarla verilerle onlara destek sunmalıyız.”