Özlem Aydemir yazdı...
Bağlanma teorisi (Bowlby, 1969), bireyin erken çocukluk döneminde bakım verenleriyle kurduğu ilişkilerin, yaşam boyu güven ve stresle başa çıkma kapasitesini şekillendirdiğini öne sürer. Güvenli bağlanma, bireyin kendine ve çevresine güven duymasını sağlarken, kaygılı ve kaçıngan bağlanma stilleri, belirsizlik, güvensizlik ve stresörlere karşı daha kırılgan bir yapı oluşturur (Mikulincer & Shaver, 2016).
Bir toplumda hukuk ve adalet sisteminin çöküşü, bireylerin psikolojik sağlamlığını doğrudan etkileyen sistemik bir stres kaynağıdır. Hukukun üstünlüğünün zayıfladığı veya adaletin sağlanmadığı toplumlarda, bireylerin bağlanma güvenliği zarar görebilir.
1. Hukuksuzluk ve Güvensiz Bağlanma Arasındaki İlişki
Adaletin sağlanmadığı toplumlarda bireyler, haklarını koruyamayacaklarını düşündüklerinde güvensiz bağlanma (kaygılı veya kaçıngan bağlanma) geliştirme eğilimi gösterebilir. Bağlanma güvenliğini tehdit eden unsurlar arasında:
Belirsizlik ve öngörülemezlik: Hukukun işlemediği toplumlarda bireyler, kendilerini sürekli bir tehdit altında hissedebilir. Bu durum, çocuklukta bakım verenin tutarsız davranışlarına maruz kalan bireylerde görülen kaygılı bağlanma (Hazan & Shaver, 1987) ile paralellik gösterir.
Sosyal güvenin azalması: Adalet sistemine güvenin zedelenmesi, bireylerin sadece devlet kurumlarına değil, sosyal çevrelerine de duyduğu güveni azaltarak toplumsal bağların zayıflamasına yol açar (Putnam, 2000).
Bu çerçevede, hukuk sistemine güven duymayan bireyler, ilişkilerinde bağımlılık (kaygılı bağlanma) veya duygusal mesafe (kaçıngan bağlanma) geliştirme eğiliminde olabilir (Shaver & Mikulincer, 2012).
2. Hukuksuzluğun Psikolojik Sonuçları
Hukuk ve adalet sisteminin çökmesi, bireylerin psikolojisi üzerinde çeşitli olumsuz etkiler yaratabilir:
Artan Stres ve Kaygı Bozuklukları
Hukuki belirsizlik ve keyfi uygulamalar, bireylerde kronik stres tepkisini tetikleyebilir. Adil bir düzenin olmaması, bireylerin sürekli tetikte olmasına ve kortizol seviyelerinin yükselmesine yol açabilir (Sapolsky, 2004). Uzun vadede bu durum:
• Genelleşmiş anksiyete bozukluğu,
• Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB),
• Depresyon gibi ruh sağlığı sorunlarına zemin hazırlayabilir (McEwen, 2000).
Öğrenilmiş Çaresizlik ve Toplumsal Pasiflik
“Seligman (1975) tarafından tanımlanan öğrenilmiş çaresizlik kavramı, bireylerin sürekli olarak adaletsizliğe maruz kalmaları durumunda, mücadeleyi bırakmalarına ve pasifleşmelerine neden olduğunu gösterir. Hukuk sisteminin çökmesi, bireylerin:
• Hak arama motivasyonunu azaltabilir,
• Toplumsal katılımını düşürebilir,
• Politik ilgisizliği artırabilir (Abramson, Seligman & Teasdale, 1978).
Güven Erozyonu ve Toplumsal Kutuplaşma
Hukukun olmadığı toplumlarda insanlar, kişisel güvenliklerini sağlamak için daha bireyci veya savunmacı davranışlar sergileyebilir. Bu durum:
• Sosyal dayanışmanın azalmasına,
• Bireyler arası ilişkilerde paranoya ve güvensizliğin artmasına,
• Toplumun daha kutuplaşmış ve parçalanmış hale gelmesine neden olabilir (Putnam, 2000).
3. Adaletin Sağlanmasının Psikolojik Önemi
Adalet duygusu, bireylerin psikolojik iyilik hali için kritik bir bileşendir. Sistematik olarak adil bir düzenin sağlanması, bireylerin güvenli bağlanma geliştirmesini destekler (Tyler & Lind, 1992). Hukukun güçlü olduğu toplumlarda bireyler:
• Kendilerini daha güvende hisseder,
• Geleceğe yönelik daha iyimser olurlar,
• Toplumsal bağlarını ve sosyal destek sistemlerini güçlendirirler.
Bu nedenle, bireylerin ruh sağlığını ve toplumsal güveni korumak için hukuk sisteminin şeffaf, adil ve öngörülebilir olması kritik öneme sahiptir.
Sonuç
Hukuk ve adalet sisteminin çökmesi, bireylerin bağlanma güvenliğini, psikolojik dayanıklılığını ve toplumsal ilişkilerini olumsuz etkileyen bir faktördür. Bağlanma teorisi ve psikolojik araştırmalar, hukuksuzluğun bireylerde stres, güvensizlik, öğrenilmiş çaresizlik ve toplumsal kutuplaşma gibi sonuçlara yol açabileceğini göstermektedir. Bu nedenle, bireylerin psikolojik sağlamlığı ve toplumun bütünlüğü için adalet sisteminin işlerliğini koruması hayati bir gerekliliktir.
Kaynaklar:
• Bowlby, J. (1969). Attachment and Loss, Vol. 1: Attachment. Basic Books.
• Hazan, C., & Shaver, P. (1987). Romantic love conceptualized as an attachment process. Journal of Personality and Social Psychology, 52(3), 511-524.
• Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2016). Attachment in adulthood: Structure, dynamics, and change. Guilford Press.
• McEwen, B. S. (2000). The neurobiology of stress: from serendipity to clinical relevance. Brain Research, 886(1-2), 172-189.
• Putnam, R. D. (2000). Bowling alone: The collapse and revival of American community. Simon and Schuster.
• Sapolsky, R. M. (2004). Why zebras don’t get ulcers: The acclaimed guide to stress, stress-related diseases, and coping. Holt Paperbacks.
• Seligman, M. E. P. (1975). Helplessness: On depression, development, and death. Freeman.
• Tyler, T. R., & Lind, E. A. (1992). A relational model of authority in groups. Advances in Experimental Social Psychology, 25, 115-191.