Ayşe Kaytan Uçak yazdı...
Çocuklar, yangından en son kurtarılacak dosyalar gibi…
Sorunlar yumağına dönen ülkemde, “yaşanan sorunları alt alta yaz” denildiğinde çocuklarımızın kaçıncı sıradan kendilerine yer bulabileceğini tahmin etmekte zorlanıyorum.
Emekliler ve asgari ücretlilerin haklı feryatlarının yanına çocukların eklenmesi oldukça zor görünüyor…
İnce ses tellerinin el verdiği ölçüde hak arama mücadelesine eklenmek istiyorlar, ancak büyüklerin sorunları altında küçük bedenleriyle eziliyorlar.
Pek çoğu, hiç sorumlu olmadıkları sorunlarla mücadele etmek zorunda kalıyor.
Tüm kaderleri, kendi sorunları ile boğuşurken dönüp onlara bakmasını bekleyen devletli olsun ya da olmasın büyüklerin ellerinde.
Ülkemiz, çocuklar için maalesef pek de içi açıcı şartlar sunmuyor, sunamıyor… Daha geçtiğimiz aylarda İzmir’de yaşanan felakette, beş çocuğumuzu yoksulluk ateşine kurban vermiştik.
Türkiye, yine aynı şekilde Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün “çocuk yoksulluğu” kategorisinde başrolde…
Beslenme konusunda ciddi sorunlar yaşıyorlar.
Eğitim de fırsat eşitsizliğinden hepsi üzerine düşen payı ciddi şekilde alıyor.
Konuştuğum eğitim sendikalarından, okulların perişan halini içim sızlayarak dinliyorum.
Daha düne kadar tasarruf etmek adına, çocuklarımızın en doğal hakkı olan “hijyenik ortam hakkını” onlara çok görmedik mi?
Bugün bu sorun çözüldü mü, o da şüpheli.
Üstelik çocuklarımızı, masasının üstünde silahla poz veren öğretmenlerin vereceği eğitime kurban etmekte de bir sorun görmüyoruz.
İşin aslında çocuklar ile ilgili büyük laflar etmek, pek de çocukça bir şey değil.
Hepimiz biliyoruz ki, çocuklarımız için AVM’lerin, kursların, cep telefonlarının ya da tabletlerin ötesinde bir yere konumlamadık.
Ne komşu teyzeleri kaldı, ne de dizlerini kanatabilecekleri sokakları…
Hepsini birer birer işgal ettik.
Tüm bu koşullar içerisinde Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce muştuladı; “2025 yılı Eskişehir için çocuk yılı olacak…”
Genellikle günler, aylar ve yıllar büyüklerin organize ettiği, çocukların ise katılım gösterdiği etkinliklerle geçirilir.
Çocuklar kendi gün ve yıllarına dahi büyüklerin emir ve talimatıyla dahil oluyor.
Bu nedenle Ünlüce’nin müjdesi, bir belediye faaliyeti olmaktan uzaklaştırılmalıdır.
Üniversiteler, odalar, hane halkının uzlaşacağı ve gerçekten çocuklara borcumuzu ödeyeceğimiz bir sürece evrilmelidir. Nitekim çok borçlandık!
Hep hükümet silkeleyecek değil ya, biraz da çocuklar silkelesin bizleri…
Ünlüce’nin müjdesi, benim için büyük bir müjdedir ve en kıymetli vaat niteliğindedir.
Bakalım yapabilecek miyiz?
Çocukların eline telefonu tutuşturup bir kenara mı çekileceğiz, yoksa şehri çocuklara mı vereceğiz…